28 Eylül 2009 Pazartesi

Kısaca mısır piramitleri

















** Her biri 200 ton olan taşlardan inşa edilmiştir. Ve bu taşları temin edebilecek mesafe, yüzlerce km. uzaktadır.
** Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.
** Piramit kimin adına yapıldıysa , onun bulunduğu odaya yılda 2 defa güneş girmektedir.
    ( Doğduğu ve tahta çıktığı günlerde )
** Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan, mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.
** Piramitlerin içerisinde ultra sount, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.
** Kirletilmiş suyu bir kaç gün piramitin içerisine koyarsanız, suyu arıtılmış olarak bulursunuz.
** Piramitlerin içinde süt bir kaç gün taze kalır ve daha sonra hiç bozulmadan yoğurt haline gelir.
** Bitkiler piramitlerin içinde daha çabuk büyür.
** Piramitin içine bırakılan su 5 hafta bekletildikten sonra, yüz losyon olarak kullanılır.
** Çöp bidonu içindeki yemek artıkları, hiç koku yayılmadan mumyalaşır.
** Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar piramitin içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.
** Piramitin bazı odalarında, içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur. Araştırmacıların çoğu ya içinde kaybolmuş, yada aynı yerde bir kaç tur atmış fakat içini görememişlerdir.
** Piramitlerin içi yazın soğuk, kışın sıcak olur...

ALINTIDIR...

MISIR PİRAMİTLERİ

Mısır piramitleri ve ilginç olaylar...



Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir. Binlerce yıl önce yapılan piramitlerde bugün bile binlerce sır yatmaktadır.

İşte piramitlerle ilgili birbirinden ilginç bilgiler;

Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eser, Mısır’daki Keops Piramidi dir. Mısır’ın başkenti Kahire yakınındaki Nil Nehrinin batısında bulunan Giza Yaylasında bulunmaktadır.


Keops Piramidinin yanında biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos piramitleri bulunmaktadır. Ayrıca, içlerinde prenseslere ve firavunun en yakın yardımcılarına ait mumyaların bulunduğu beş piramit daha vardır.

Büyük Piramit de denen Keops Piramidi, M.Ö. 2800 yıllarına doğru hüküm süren Mısır’ın 4. Sülale devri hükümdarlarından Keops’un mezarıdır. İkinci büyük piramit, Keops’un kardeşi olan ve O öldükten sonra firavun olan Kefren’e aittir. Küçük piramit ise M.Ö. 2500′lü yıllarda hüküm süren Mikerinos’a aittir.

Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir.
Bunların en haşmetlisi olan Keops Piramidi dış görünüşü ile de “Dünyanın Birinci Harikası” olma niteliğine hak kazanmıştır.

Piramitler, firavunun mumyası ile hepsi birbirinden değerli eşsiz nitelikteki sanat eserlerini; kral, kraliçe, prens heykellerini de içlerinde saklıyordu. Ve bu eşsiz hazineleri saklamak için yapılmışlardır.

Keops Piramidinin yüksekliği 138 metredir. Tepeden 10 metre kadar aşınmıştır. Bazıları 10-15 ton ağırlığında olan 2.300.000 adet blok taşın üst üste yığılmasıyla oluşturulmuştur. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır.

Kefren Piramidinin taban kenarlarının uzunluğu 216m, yüksekliği 143m’dir.
Mikorinos adına yapılan 66m uzunluğundaki piramidin taban kenarlarının uzunluğu 109m’dir

Tarihçi Herodot’a göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür. Bu muazzam mezar, üç ayda bir toplanan 100.000 esirin çalışmasıyla 30 yılda tamamlanmıştır. Daha sonra da Keops’un ve eşinin mumyalanmış cesetleri bu mezara yerleştirilmiştir.

Bu üç piramit tam bir teknik ustalık ve mühendislik yeteneği başyapıtıdır. Yerleştirilişi, yapının dev boyutları, kullanılan kireçtaşından yapılan blokların boyut ve ağırlıkları şaşırtıcıdır. Bu piramitler Dünyanın Yedi Harikası içinde günümüzde sağlam kalan tek yapıdır.

Gize piramitleri tahmini olarak M.Ö 3000 yıllarında eski krallık döneminde yapıldığı zannedilmekte. Bunlar; Keops, Kefren ve Mikerinos piramitleridir ve isimlerini aldıkları firavunlar tarafından yaptırılmıştır.

Gize piramitleri dünyanın en büyük piramitlerdir. Bunlarla birlikte ve Mısır’da yüzlerce irili ufaklı piramit mevcuttur. Gize piramitlerini diğerlerinden ayıran farkların başında içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının hala çözüme ulaşmamış olmasıdır.
Keops’un oğlu Kefren için yapılmış piramit 136 metre yüksekliğe sahip.

Kefren piramidinin dış yüzeyinde yer alan kaplamalar bugün sadece tepesinde görülebilmekte.

Piramitler ile ilgili çeşitli matematiksel bulgular arasında ilginç olanları şunlar: Keops piramidinin yüksekliginin 1 milyarla çarpımı yaklasık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi veriyor. (149.504.000km)

Piramitlerin üzerinden geçen meridyen karaları ve denizleri tam iki eşit parçaya bölüyor. Keops Piramidinin Taban cevresinin, yüksekliğinin 2 katına bölünmesinin pi=3.14 sayısını veriyor.

62 metre yüksekliği ile Gize Piramitleri içerisinde en küçüğü olan Mikerinos Piramidi Kefrenin oğlu için yaptırılmış.

Piramitler hala yapımları esnasındaki gizi korumaktalar. İşçilerin olağanüstü bir çabayla günde 10 metreküp taşı üst üste koyduklarını kabul edersek keops piramidinde yer alan yaklaşık 2.5 milyon metreküp taş, 250.000 gün, yani yaklaşık 664 yılda yerleştirilebiliyor. Oysa piramitler 20 ila 30 yıl arasında bir sürede tamamlanmıştır.

70 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğinde olan Sfenks 14.yy da Memluk’lar tarafindan top bataryalarına talim hedefi olarak kullanılmış ve ciddi biçimde zarar görmüş.

M.Ö. 2520 yılında Keops’un oglu Kefren’in mezar kompleksi için yontulmuş. Sfenks Mısır dilinde ‘SEZP-ANHE’ Yaşayan görüntü) anlamında. Tarih boyunca Sfenks Nil nehrine bakiyor ve nehir yoluyla gelenleri karşılıyordu.

MISIR PİRAMİTLERİNİN SIRLARI

Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği konusunda kesin olmayan farklı varsayımlar bulunmaktadır.

Piramit, kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler)

Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit’in içine bıirakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

Piramit’in içerisinde süt, birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

Bitkiler Piramit’in içinde daha hızlı büyürler.

Piramit’in içine bırakılmış su, 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

Çöp bidonu içindeki yemek artıkları, hiç koku vermeden Piramit içinde mumyalaşır.

Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir Piramit’in içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.

Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur; araştırmacıların çoğu, ya içinde kayboldular ya da aynı yerde birkaç tur attılar, fakat içlerini göremediler.

Piramitlerin içi yazın soğuk kışın sıcak olur

Büyük Piramitin açilari,Nil’in delta yöresini iki esit parçaya bölerler.

Gize’deki üç piramit aralarinda bir Pisagor üçgeni olacak sekilde düzenlenmislerdir. Bu üçgenin kenarlarinin birbirlerine göre orani 3: 4 :5′dir.

Büyük Piramitin tabininin yüzeyi,anitin yarisinin iki katina bölündügünde pi=3,14 sayisi elde edilir.

Büyük Piramitin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü,piramit yüksekliginin karesine esittir.

Büyük Piramit,dünyanin kara kitlesinin merkezinde yer aliyor.

Büyük Piramit,dört ana yöne göre düzenlenerek insa edilmistir.

Piramit dev bir günes saatidir.
Ekim ortasiyla Mart basi arasinda düsürdügü gölgeler mevsimleri ve yilin uzunlugunu gösterirler.Piramiti çeviren tas levhalarin uzunlugu bir günün gölge uzunluguna esittir.Bu gölgelerin tas levhalar üstinde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yilin uzunlugu yanlissiz olarak saptanabiliyordu.

Büyük Piramit’le dünyanin merkezi arasindaki uzaklik,Kuzey kutbuyla arasindaki uzakliga esittir ve kuzey kutbuyla dünyanin merkezi arasindaki uzakliga esittir.

Piramitin yüksekligiyle,çevresi arasindaki oran,bir dairenin yari çapiyla çevresi arasindaki oranin dengidir.Dört kenarlar dünyanin en büyük ve çarpici üçgenleridir.

Gizde’den geçen boylam,dünyanin denizleriyle anakaralarini iki esit parçaya böler.Bu boylam ayrica,kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup,bütün yer kürenin uzunluguna ölçümünde dogal sifir noktasini olusturur.

Büyük piramitin tepesi Kuzey kutbunu,çevresi ekvatorun uzunlugunu temsil eder.Ve iki uzunluk birbirine denkdir.

ALINTIDIR...

Pramitlerin Sırrı Çözüldü

Mısır Pramitleri Nasıl Oluştu

Yapılma Sırları

Dünyanın her yerinde ilkokul çağındaki çocuklara, piramitlerinbinlerce kölenin on yıllar boyu süren çalışması ile yapıldığıöğretilir. Hatta şimdi dışarıya çıkıp gördüğünüz ilk yüz kişiyepiramitlerin nasıl inşa edildiğini sorsanız, çoğunun vereceği cevapbundan çok da farklı olmaz. Kolay bir açıklamadır ve “5 işçi 10 metre duvarı 3 günde inşa ederse…” tarzı matematik sorularına alışkın olan gençliğimiz için -Orta yaşlardakiler de alışkındır-çok da gerçekçidir. Neticede binlerce kişiyi yeterince korkutarakonlara Japon istiklal marşını tersten okutturabilirsiniz, neden aynıyöntemle 5 milyon kaya bloğu bir plana göre yerleştirilemesin?

Elbette kimse böyle bir projenin kolaylıkla yapıldığını iddiaetmiyor. Ama bazı şeylerin sır olarak kalmasındansa, mantıklı yadamantıksız bir açıklama getirip üzerini örtmek herkesin daha çok işinegeliyor. Peki bir soru soralım: Eğer bu tez yeterince mantıklıysa, neden araştırmacıların en gözde konularından biri hâlâ ve hâlâ piramitler?
Çünkü kölelerin taşları kilometrelerce ötede söküp piramitlere kadargetirmesi için, iki şeye şiddetle ihtiyaç duyulacaktır ki, bunlarıgerektikleri kadar (Yazının ilerleyen yerlerinde göreceğiz) bulmak o zamanın şartlarında neredeyse imkansızdır:
Çok fazla zaman
Çok fazla köle
Büyük Keops piramiti, yaklaşık 2.5 milyon kaya bloğundan oluşmuştur.Bu kaya bloklarının çoğu yaklaşık 2 ton ağırlığındadır ve taşınmasıiçin en az 60 kişi gerekmektedir.
60 kişiyi duyunca dudağınız uçuklamasın, dahası geliyor. Bu kayaların bazıları 70 ton ağırlığındadır. Üstelik piramidin zemininde değil, yaklaşık 40 metreyüksekte bulunmuştur. Eski Mısırlılar o dönemde henüz vinciüretemediklerinden, böyle bir kaya bloğunu insan gücüyle taşımakzorundadırlar ve 70 tonluk bir bloğu taşımak için -sıkı durun- 2000 kişiden fazlası gerekir.
Firavun kelimesi, bildiğiniz gibi Kıptî (Eski Mısır uygarlığı) hükümdarlarına verilen genel bir isim; Sultangibi… Firavun Keops’un 20 yıllık hükümdarlığı süresince bu piramidinbitirildiğini düşünecek olursak, tahta çıktığı günden itibaren her günyaklaşık 400 bloğun yerine yerleştirilmesi gerektiğini anlarız.
Hadi bunların hepsini geçtik diyelim. Yeterli işçiyi ve zamanı birşekilde buldunuz. Her şey hazır. Peki sizce ellerindeki basitaletlerle, Mısırlılar piramitleri oluşturan kayaları nasıl kestiler?Piramitlere en yakın taş kaynağı, kilometrelerce ötedeydi.
Hatırlarsanız yakın zamanda, kar kuyularından buz kütleleri çıkarıpşehre getiren işçilerle ilgili bir haber medyada yer almıştı. İşçilerinbir tek sıkıntısı vardı: Buzu yanlış kesenler, işe yaramaz küçükparçalar oluşmasına sebep oluyorlardı.
Piramitlerin yapımında kullanıldığı iddia edilen kireçtaşı da,verdiğimiz örnekteki gibi, kesilirken çok çabuk parçalanır. 5 milyonton kireçtaşı bloğunun kesildiğine inanıldığına göre, geride tonlarcaişe yaramaz parça ve yığınla kırık kaya bloğu kalması gerekirdi.
Fakat şu ana kadar bunu gösterebilecek herhangi bir delile rastlanmadı.
Mısırlıların basit aletler kullandığını söylemiştik. Peki sizce sertmetallerden yoksun bir medeniyet, nasıl olur da 10 farklı boyutta taşı,boyutlarında en ufak bir oynama olmadan kesmeyi başarır? Taşların tamistenilen boyutta kesilmesi çok önemlidir, çünkü küçük bir kesim hatasıbile dikey bağlantılarda geri dönülemeyecek hatalara sebep olabilir.
Acaba bitişik bloklar arasındaki bağlantılar nasıl bu kadar doğrubir şekilde ayarlanabildi? Dikkat buyurun, milyonlarca bloğunarasındaki yatay ve dikey bağlantılarda 2 mm’den fazlasapma yok! Bu kadar blok nasıl oldu da motorlu aletlerin veya elmaskesicilerin yardımı olmadan istenilen seviyeye getirilebildi?
Peki taşların kesilmesinden taşınmasına, akıllarda pek çok soru işareti bırakan “Vur sırtına taşıyıver!” teorisinden siz de şüphelenmeye başlamadınız mı?
Piramitlerle ilgili akıllara takılan bütün sorular, ortaya atılanbir teoriyle cevaplandı. Bu teori, daha önce ortaya atılan fikirlerdenoldukça farklıydı. Ne milyonlarca işçiden, ne tahta tahteravallilerden,ne de uzaylılardan bahsediyordu.
Bu teori farklıydı, çünkü kayaların yerinde oluşturulduğunu söylüyordu!

Oluşma Sırları

Piramitlerin “kaba kuvvet” esasına dayalı olarak yapılmasının neden imkansız olduğunu önceki yazımızda (Mısır Piramitleri Nasıl Oluştu? – 2) açıklamıştık. Bu yazımızdaysa konuya kaldığımız yerden devam ediyoruz ve in situ (yerinde) taş oluşturmanın gerçekçi bir teori olup olmadığını inceliyoruz.
Piramitlerde kullanılan taşların tabii kireçtaşı kayaları olduğunu söyleyenleri zor durumda bırakan iki gerçek vardı:

Kayaların içinde fosil kabukları ve hava kabarcıkları bulunmuştu!
Tabii kireçtaşı kayaları, binlerce yıllık bir birikimin ürünüolduklarından çok sıkışmışlardır ve içlerinde fosil kabuğu ve havakabarcıkları bulundurmazlar.
Öyleyse bu kayaların tabii kireçtaşı kayaları olmaması gerekiyordu.
80lerin başında, profesör Joseph Davidovits, piramitlerinkireçtaşından üretilmiş taşlarla inşa edildiğini iddia etti. Teorisinegöre; Mısırlı işçiler, yumuşak kireçtaşlarını ezip suyla karıştırıyorve hazırlanan bulamaçı kaolin kili, kireç, çamur ve sodyum karbonatlabirleştiriyorlardı.
Bu karışım, piramitte istenen yere yerleştirilen kalıplara dökülüyordu.
Maddelerin jeokimyasal reaksiyonlar geçirmelerinin ardından, ortayatabii kireçtaşı kayalarından ayırt edilemeyecek benzerlikte vesertlikte kayalar çıkıyordu.
Böylece taşları kesme, piramitlere getirme, yerlerine çıkarma dertleri tamamen ortadan kalkıyordu!
Klasik “kesip piramite taşıma” teorisinin eksiklerinden öncekiyazımızda bahsetmiştik. Bir piramidin yaklaşık 20 senede tamamlandığınıbiliyoruz. Bu “kaba kuvvet” teorisi doğruysa bir piramit asla 20 senedetamamlanmış olamazdı. Yine piramitlerin şekli “piramit”e benzetilemez,binlerce kaya bloğu milimetrik hesaplarla kesilemezdi.
Hadi kesildiğini varsayalım, hayali taşıma süreci öylesine safhalariçeriyordu ki kayalar piramitteki yerlerine getirilene kadar hassasölçülerini kaybetmiş olacaklardı.
Davidovits 79′da bunları söylediğinde, bazı Egyptologist (Mısır bilimci)’lerden tepki gördü.
Piramitlerin böyle pratik ve akıllıca bir yöntemle inşa edilmiş olması ihtimali, Darwinci, “Zaman ilerledikçe insanlık ilerledi” görüşündeki bazı bilim adamlarını pek “sarmadı”.
Öyle ya, bu karışımı elde etmek için kimya bilgisi gerekiyordu ki, o devrin insanları bunu biliyor olmamalıydılar.
Davidovits’in bu konudaki fikirleri, sadece düşünerek vardığısonuçlar değildi. Fransa’daki Jeopolimer Enstitüsünde çalışan bir bilimadamı olan Prof. Davidovits, araştırmalarını tabii maddelerdenkarışımlar yaparak farklı kaya türleri oluşturmaya yöneltmişti.
Mısırlıların da yaptıkları karışımlarla, gerçeğinden ayırtedilemeyecek berzerlikte kireçtaşı kayaları üretebildiğini iddia edenDavidovits, hiyerogliflerden yola çıkarak hazırladığı karışımlarlabirebir kireçtaşı kütleleri üretmeyi başardı.

Prof. Davidovits’in, piramitlerin kayaların oyulmasıylayapılmadığına dair bazı deliller bulduğundan ve karışımı labaratuarortamında yeniden üretebildiğinden önceki yazımızda bahsetmiştik.

Bu yazımızda da fazla detaya girmeden, konuyu genel hatlarıyla aktarmaya çalışacağız. Ayrıntılı bilgi için Fransız Jeopolimer Enstitüsünün ilgili sayfasından yararlanabilirsiniz.
Davidovits’in teorisini “fazla akıllıca” bulan bilim adamlarını sıkıntıya düşürecek gerçeklerden biri de Irtysen Anıtı’ydı.
Irtysen Anıtı, Paris’te Louvre Müzesinde yer alan 4000 yıllık birtaş anıt. Anıtta, MÖ 2000′li yıllarda yaşamış Irtysen isimli ruhbansınıfı baş ustasının otobiyografisi yer alıyor.
Yazıda Irtysen, taş anıtlar yapabilmeye yarayan “gizli bir bilgi”ye sahip olduğundan bahsediyor. Dikkat buyurun, ifadesi ilginç:
“Taşları oyarak değil, kalıplara dökerek taş anıtlar üretmek”
Prof. Davidovits, araştırmalarını sürdürürken Sehel Anıtı’yla dakarşılaşır. Bu anıt ilk olarak 1889′da bulunmuştur; fakat o dönemdekimya bilimi hiyeroglif çözümüne entegre edilmediğinden, taş yapımıylailgili formülleri içeren kısımlar anlaşılamamıştır.
Profesör, hiyeroglifte yer alan; oturan insan ve üzerinde göz ifadesinin ARI kelimesiyle karşılandığını bilmektedir. ARI, “şekle sokmak” anlamına gelmektedir.
Hiyeroglifteki şekillerden birinde ARI’ya ekleme yapıldığı dikkatçekmektedir. Bu ekleme, oturan insan figürünün yanına eklenmiş yarımdaire ve üzerinde göğe uzanmış iki el motifidir.
Yeni şekle ARI-KAT adı verilir. Davidovits, bu ifadenin “insan yapımı mineralli veya sentetik madde” anlamına geldiğini anlamakta gecikmez.
İsterseniz şimdi de piramitlerde kullanılan kireçtaşı bloklarının nasıl üretilebileceğini fotoğraflarıyla görelim:
1. Yumuşak Kireçtaşı:
http://www.geopolymer.org/images/arikat/p_formula_1.jpg
2. Natron Tuzu (Sodyum Karbonat):
http://www.geopolymer.org/images/arikat/p_formula_2.jpg
Natron tuzu, su ve kireçtaşı iyice karıştırılır.
3. Kireç:
http://www.geopolymer.org/images/arikat/p_formula_3.jpg
Kireç, kireçtaşlarının ufalanmasıyla ortaya çıkabileceği gibi,yanmış bitkilerin küllerinde de yoğun olarak bulunur. Bu sebeple,rahiplerin Mısır’ın her tarafından bitki külleri toplamışolabilecekleri tahmin ediliyor.
4. Kostik Soda:
http://www.geopolymer.org/images/arikat/p_formula_4.jpg
Kostik Soda, bir nevi katalizör olarak kimyasal reaksiyonları hızlandırmakta kullanılır.
Karışım çimento halini alır. İşçiler, fosil kabukları, Nilyatağından alınan kil ve kireçtaşı parçalarını çimentoya karıştırırlar.
Karışım kalıplara dökülür ve gölgede kurumaya bırakılır. Çünkü yakıcı güneşte kalan karışım çatlayabilir.
http://www.geopolymer.org/images/arikat/p_formula_5.jpg
http://www.geopolymer.org/images/arikat/p_formula_6.jpg
Giza’daki büyük piramitlerde, kaya blokları bu teknikle bulunduklarıyerde üretildiler. Böylece binlerce kilo ağırlığındaki blokları yerdençok yükseklere çıkarmalarına gerek kalmadı.
http://www.geopolymer.org/images/arikat/p_formula_7.jpg
Fotoğraflar, Jeopolimer enstitüsünden alınmıştır. Mısır’da uygulananteknik esas alınarak yapılan deney sonucunda, ortaya 12 tonlukkireçtaşı bloğu çıktı.
Piramitlerde kullanılan formül, elbette deneyde uygulanandanfarklıydı. Fransız kireci, eski Mısır’da kullanılan reaktif tikiçerikli kireçten farklılıklar gösteriyordu. Piramitlerin formülü,küçük blokların üretilmesine elverişsizdi.
Deneyde aynı formülün kullanılamamasının bir diğer sebebi de, piramitlerden örnek alınmasına izin verilmiyor olması.
Sonuçta, deney birebir gerçekleri yansıtmasa da; gerçeğinden ayırtedilemeyecek kalitede kireç taşı kayalarının üretilebileceğinin birispatı oldu.
Aşağıda bağlantıları bulunan videolarda piramitlerin yapımını daha yakından inceleyebilirsiniz:
ARI-KAT (trailer – 8.8 mb): Mısırlıların kullandığı ARI-KAT kelimesinin anlamını, piramitlerinyapımında kullanılan formülü anlatan 2 saatlik bir belgeselin tanıtımvideosu.
Piramit nasıl inşa edilir? (Belgesel – 13.8 mb) : Fransız jeopolimer enstitüsünde piramitlerdekine benzer şekilde kireçtaşı bloğu üretimini gösteren video.

alıntıdır

02 Mayıs 2009 Cumartesi

Güzel Bir Söz



-Öldürmeyen her şey güçlendirir.
-Zamanı gelmeden yapman gerekenleri yap hayatın boyunca rahat et !Yoksa hayatın boyunca günü kurtarmaya çalışırsın vede çogu zaman başarısız olursun...
ÖÇ
"Büyük düşünceler daima sıradan düşüncelerin şiddetli tepkisine hedef olur..."
Albert Einstein
“Bir fikirden daha tehlikeli bir şey yoktur;
özellikle elinizde sadece tek bir fikir varsa...”




01 Mayıs 2009 Cuma

İyi ve kötü alışkanlıklar


"Alışkanlıklar hayatımızın her döneminde var olmuştur. Bu alışkanlıklar tiryakiliğe dönüştüğünde tehlikeli hale gelmiştir." Alışkanlıkları bırakmak önce, niyeti ve düşünceyi değiştirmekle başlar. Çünkü tüm alışkanlıklar önce düşünceyle oluşur.
İyi alışkanlıklar da tıpkı kötü alışkanlıklar gibi bağımlılık yapar. Kötü alışkanlıkları bırakmanın en kolay yolu, yerlerine iyi alışkanlıkları getirmekle mümkün olur… Aksi taktirde kötü alışkanlıkların yerini boş bırakıp terk etmeye çalıştığınızda , başarılı olmak pek mümkün olmayacaktır… Ve en kısa zamanda boş kalan yere, eski alışkanlıklarınızla doldurmanız yeniden kaçınılmaz hale gelecektir. Alışkanlıkların yarısı psikolojiktir

“Tekrarlanan her davranış bir tür alışkanlıktır.” Bunun için de yapılması gerekenlerin başında düşünceyi değiştirmek gelir…

Bir düşünelim: En basit davranışları dahi tekrarladığımızda, iki gün içinde alışkanlık haline getiriyoruz. Örneğin her gün aynı çekmeceden aldığınız tarağınızın yerini değiştirdiğinizde, önce ne yapıyoruz? Yıllardır koyduğunuz eski çekmeceyi açıyoruz. Ve bu durum üç dört gün, beyin yeni çekmeceyi bilinçaltına muhafaza edene kadar sürüyor... Bu süre sonunda beyin artık eski yerini unutup yeni yere alışmıştır bile… İşte tüm alışkanlıklar da aynen böyledir. Bir süre nefsinizle ve iradenizle mücadele edersiniz. Değiştirmek istediğiniz her ne ise bıkmadan, sıkılmadan tekrarlarsanız; göreceksiniz sonunda siz kazanacaksınız.

“Yapılması gereken tek eylem, eski ve zararlı alışkanlıkları bırakıp, yerine yeni ve sağlıklı alışkanlıkları koymaktır.”

Örneğin sigara ve uyuşturucuları bırakmak için, mutlaka yerine koyacağınız iyi bir alışkanlık olmalıdır. Ayrıca alışkanlıkların içinde bırakılması en zor olanı da “sigara alışkanlığıdır.” Çünkü sigara her yerde kolayca bulunup, neredeyse her ortamda rahatlıkla içilebilen zararlı bir maddedir.

Sigarayı bırakırken edinilecek iyi alışkanlıklar neler olabilir?

İyi alışkanlıklara şöyle bir göz atarsak: Sıcak içecekler olabilir. Kuru yemiş, sakız ve benzeri gıdalar olabilir ( bir süre unutana kadar her çeşit ağız oyalayıcılar kullanılabilir… ) Kilo alacağım korkusuna kapılmadan, ilk dönemlerde de bol -bol yemek yiyerek psikolojik alışkanlığı geçirebilirsiniz.

El alışkanlığı için, bir süre elinizde kalem ve benzeri şeylerle el alışkanlığıyla baş edebilirsiniz… Daha sonra psikolojik ve biyolojik sisteminiz yeni düzene kendiliğinden adapte olacaktır…

Çünkü beynimize neyi komuta edersek o bize aynısıyla cevap vermek ve hafızada muhafaza etmek üzere yaratılmıştır.

Edindiğiniz bu yeni alışkanlıklarla da, keyif verici olarak belki de sadece çay ve kahveyle hayatınızı devam edeceksiniz…

Gün içinde mutlaka keyif aldığınız bir içeceğe ayırdığınız zaman olmalı. Bunu kendinize verilmiş bir ödül olarak görebilirsiniz. Çok fazla yasaklarla yaşamak, sevdiğiniz yiyeceklerden kilo alacağım korkusuyla kaçmak insana daha çok sıkıntı verebilir. Dozunu kaçırmadan her şeyden çok az bence yenebilir. Yani “keyif verici gıdalardan tadımlık, faydalı gıdalardan doyumluk” yediğimizde, çok daha sağlıklı ve güzel bir hayatımız olabilir.

Bu gıdaları bir hatırlayalım:
Zararlı, keyif verici ve lezzetli gıdalar:

Çay, kahve, çikolata, kola, asitli içecekler, beyaz ekmek, kek, poğaça, börek, tatlı çeşitler, dondurma, salam, sosis, kırmızı et, tere yağ, yağlı peynir, kaymak, turşu, patates kızartması ve tüm yağda kızaranlar ve mayonez gibi gıdaları sadece tadımlık yediğimizde, hayat boyu hem kendimizi bu lezzetlerden mahrum etmeyiz, hem de keyif alırız.

Faydalı ve çok fazla keyif vermeyen gıdalar:

Su, maden suyu, ıhlamur çayı, bitki çayları, açık çay, sütlü çay, yağsız süt, yoğurt, saf meyve suları, meyve, sebze, kepek veya çavdar ekmeği, yağsız tavuk, hindi eti, ızgara balık, zeytin yağ ve zeytin, fındık yağı, sütlü tatlılar, meyve tatlıları.

Bunun yanında spor çok önemlidir: Mutlaka sevdiğiniz sporu yapmalısınız. En azında günde 35- 40 dakika tempolu yürümelisiniz. Bir süre size alışkanlığınızı hatırlatacak durumlardan uzak olmalısınız.

Sigarayı kolay bırakmak için birkaç örnek:

-Sigarayı bıraktıysanız, tüm kül tablalarını gözden uzak yerlere koymalısınız.

-Uyku saatlerinizi daha erkene almalısınız.

-Hayatınızda köklü değişim yapmalısınız.

-Tüm dostlarınıza sigarayı bıraktığınızı söylemelisiniz.

- Hatta önceden önemli bir tarihi sigarayı bırakma tarihi olarak çevrenize ilan etmelisiniz.

Çünkü bu seslenişle beraber, siz farkında olmadan bilinçaltınızda, sigarasız yaşama hazırlıkları da başlar.

Bu yöntem tüm alışkanlıklar için geçerlidir.


Alıntı ( www.nuranyelkenci.com)

BİR GÜN BİR KRAL, BİR DİLENCİYLE KARŞILAŞIR!

BİR GÜN BİR KRAL, BİR DİLENCİYLE KARŞILAŞIR!
Dilenci nasıl olunur?

Hikayeye göre bir kral, sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar. "Dile benden ne dilersen" diye soran krala dilenci gülerek, "sanki benim her dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz" der. Kral bu cevaba şaşırır ve sohbet ilerler. "Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle bakalım, ne istiyorsun?" "Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım" der. Dilenci sıradan bir dilenci değildir.

Kral ısrar eder. "Ne istersen iste sana verebilirim. Ben güçlü bir kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz" der. Bunun üzerine dilenci, elindeki kâseyi krala uzatır ve "bu kâseyi herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz?" diye sorar. Kral bir kahkaha atar ve vezirine kâseyi altınla doldurmasını emreder. Kâse dolup taşmakta ama sonrasında hemen boşalmaktadır. Altınlar, buhar olup uçmaktadır sanki. Kralın onuru kırılır.

Bir dilencinin kâsesini dolduramadığı ülkede kulaktan kulağa yayılır. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır kâseye. Ne var ki kâsenin dibi yoktur sanki. Dolup taşmasına rağmen kâse sürekli olarak boş kalmaktadır. Kral yenik düşmüştür. Dilenciye yakarır: "Tamam, tamam sen kazandın". "Dileğini yerine getiremedim ama lütfen bana kâsenin neden yapılmış olduğunu söyle" der. "Çok basit" diye yanıtlar dilenci. "İnsan dimağından yapılmıştır.

Yani insanın arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez oluşu bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir. İstek dediğin nedir ki! İstek ulaşılana kadar, belli bir süre heyecan veren bir duygudur. Örneğin bir iş istersin... Bir araba... Ev... Eş... Bir başka şey!.. Tek tek her birini elde ettiğinde, her şey anlamını yitirir. Neden? Çünkü beynin, aklın onları dışlar. İş senin, araba da garajdadır ve artık istek uyandırmamaktadır. Heyecan, onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir.

Gene boşluğa düşer, yeni bir istek yaratmak zorunda kalırsın. İstek doyumsuzluk uyandırır ve giderek bir ’dilenci’ olursun. Bir istekten bir diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini yaratırsın. İsteğin bu yönünü kavradığında yaşamının dönüm noktasındasın demektir. Bu durum ancak seni mutlu edecek şeyleri dışarıda değil, kendi içinde aradığın zaman gerçekleşir. Ve gerçek tatmine ve mutluluğa ancak o zaman erişirsin" der. Gelelim hikayenin verdiği derslere: Kral bile olsanız bir dilenciden bile öğrenebileceğiniz çok önemli yaşam dersleri olabilir.

Gerçek mutluluk insanın içinde ve kendisinin elindedir. Mutluluğu ve başarıyı yakalayamayanlar, hatayı başka yerde değil kendi içlerinde aramalıdırlar. Bir şeyi elde etme hırsı değil, elde ettikten sonra da onu istemeğe devam edebilme becerisi yaşamı anlamlı kılar. Bir kralın dilenciye, bir dilencinin de krala dönüşmesi an meselesidir. Yaşam, dilenmek için çok kısa, dilenci olmak içinse çok uzundur...

ALINTI( Pembe Candaner)

Olumsuz Düşünce Beyin Hücrelerini Öldürüyor


Sevdiğiniz birinin başarısını beklerken yaşadığınız stres vücudu rutinden kurtarıp, olumlu etkilerken, bir kaza anında yaşanan olumsuz stres beyin hücrelerinin ölümüne yol açıyor.

Yale Üniversitesi Beyin Cerrahisi Bölüm Başkanı Dr. Murat Günel, insan beynini nasıl daha verimli kullanabileceğimiz konusundaki sorularımızı yanıtladı...

* Kadınla erkeklerin beyin yapıları birbirlerinden farklı mı?


Evet. İlk olarak erkeklerin beyin ağırlıkları kadınlardan daha fazla. Fakat bu erkeklerin kadınlardan daha zeki olduğu anlamına gelmiyor. Son yıllarda fonksiyonel MRI ile yapılan çalışmalar belli fonksiyonların kadınlarda belli fonksiyonların ise erkeklerde daha üstün olduğunu ortaya çıkarttı. Örneğin, kadınların hafızaları daha iyi olduğu halde, yön bulma duygusu erkeklerde daha gelişmiştir. Aynı zamanda hormonların da beyin üzerinde büyük etkisi vardır. Zaten o nedenle kadınlarla erkeklerin davranışları farklıdır. Aynı zamanda kadınlarda hormonların değiştiği dönemde ruh halinin değişmesi buna bağlı olarak gelişiyor. Gebelikte aş ermenin etkisi de hormonlardaki değişimin beyin üzerindeki etkisinden kaynaklanıyor.

* Şehir hayatının beynimiz üzerinde etkisi var mı? Şehirde yaşamak bizi nasıl etkiliyor?
Şehir hayatının değişik açılardan olumlu ve olumsuz etkileri vardır. Çevre kirliliğinden yaşamsal tek düzeliğe kadar pek çok faktör beyni olumsuz yönde etkiler. Fakat aynı zamanda sosyal iletişimlere bağlı olarak olumlu etkileri de vardır. Rutinin dışına çıkıp beyni çalıştırmak gerekir. Örneğin, ben boş zamanlarda yazmayı, okumayı, boş boş durmayı severim. Hafta sonu gezileri beynin rutin dışına çıkmasına yardımcı olur.

* Stresin beyin hücresi üzerinde gerçekten öldürücü etkisi var mı?
Mekanizmasını tam olarak anlamasak bile stresin beyin ve vücut sağlığı üzerinde olumsuz birçok etkisi var. İlk olarak kan basıncını artırarak beyin olsun, kalp olsun tüm organları yıpratıyor. Stresin yanında ortaya çıkan duygular da çok önemlidir. Çünkü duygular maddelerin bir bakıma salgılandığını gösterir. Örneğin sevdiğiniz birinin başarısını beklerken duyduğunuz stresle, bir kaza anında yaşadığınız stres farklıdır. Olumsuz duygulara neden olan stres, beyinde öldürücü etki yapar.

* Hafızayı çeşitli yöntemlerle güçlendirmek mümkün mü?
Hafıza beynin en karmaşık fonksiyonlarından biridir. Beyindeki birçok değişik bölgenin birlikte çalışması sonucu ortaya çıkar. Hoşumuza giden konular hafızamıza daha kolay kaydedilir. Konuyu sevmek, eğlenceli hale getirmek, bu bölgeyi aktif hale getirdiğinden öğrenmek kolaylaşır. Fakat iş bu noktada bitmez. Öğrenmenin ve hafızanın devamlı hale gelebilmesi için bilginin bu bölgeden beynin başka bölgelerine taşınması gerekir. Bir iş ne kadar çok tekrarlanırsa, öğrenme o kadar kolay olur.

* Beyne nasıl egzersiz yaptırılır?
Değişik bölgelerin değişik egzersizleri vardır. Örneğin bulmaca çözmek kelimelerle ilgiliyse sol bölgeyi, daha görsel bir bulmaca ise beynin görme sinirlerinin bulunduğu arka tarafını çalıştırır. Müzik dinlemek beynin her iki tarafını da güçlendirir. Klasik müzik bence bir bakıma ilaç gibidir. İnsan beynine hitap eder.

* Vitaminler beyin sağlığını destekler mi?
Ben vitamin konusunun biraz abartıldığını düşünüyorum. Günümüzdeki yiyecekler suni olarak güçlendirdiği için vitamin yetersizliğine girmek düzgün beslenen bir insan için gerçekten zordur. Son zamanlarda ''antioksidan'' denen bir bakıma vücutta paslanmayı engelleyen maddelerin alınmasının faydaları üzerinde duruluyor. Damarlara iyi gelen pek çok yiyecek, beyin için de yararladır. Özellikle balık yağı ya da zeytinyağının önemli etkisi olduğunu düşünüyorum. Ancak her şeyden önce dengeli yemek yemek önemli. Bu konuda en ilginç çalışma maymunlar üzerinde yapıldı. Yemekleri kısılan, az yemek verilen maymunlar çok daha uzun yaşadılar.

Alıntı (Sabah Gazetesi)

DÜNYADAN GÜZEL SÖZLER

Bugün, yılların damıttığı tecrübeler konuşsun istiyorum, onların tarihe kazıdıklarını yazmak istiyorum. Ülkeler değişse bile ’insan’ aynı, kadın ve erkek aynı...

- Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. (Brezilya)

- Hiçbir mutfak iki kadını alacak kadar geniş değildir. (Sudan)

- Sevmek keman çalmak gibidir, bilmeyen kötü sesler çıkarır. (Bolivya)

- Sis yelpazeyle dağıtılmaz. (Japonya)

- Şöhret kabiliyetin gölgesidir. (İngiltere)

- Güzellik, tabiatın kadınlara verdiği ilk hediye, aynı zamanda geri aldığı ilk şeydir. (Şili)

- İnsan dışı ile karşılanır, içi ile uğurlanır. (Moğolistan)

- Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere dökülür. (Çin)

- Altın ateşle, kadın altınla, erkek kadınla imtihan edilir. (ABD)

- Kadınlar gülebildikleri zaman gülerler, istedikleri zaman ağlarlar. (Venezuela)

- Kadın gölge gibidir, kendisini takip edenden kaçar, önünden gidenin arkasından koşar. (Kongo)

- Evlenmeden önce gözlerinizi dört açın. Evlendikten sonra yarı yarıya kapatın. (Portekiz)

- Mutluluk herkesin hayatından bir kere geçer. (Venezuela)

- İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlar. (İskoçya)

- Gerçek sevgi ayrılıkta unutulmaz. (Belçika)

- Biri öteki kadar zengin olunca, kardeşler birbirlerini severler. (Uganda)

- Evlilik bir kale gibidir. Dışarıdakiler oraya girmek için, içindekiler de çıkmak için uğraşıp dururlar. (Tayland)

- Yaşını söyleyen kadın ya genç olduğu için kaybedecek bir şeyi yoktur ya da yaşlı olduğundan kazanacak bir şeyi yoktur. (Malezya)

- Çabuk gelen kötü şans, geç gelen iyi şanstan iyidir. (Arnavutluk)

- Başkalarını azarlar gibi kendini azarla, kendini affeder gibi başkalarını affet. (Çin)

- Bilgi inancın düşmanıdır. (Anonim)

- Erkek yaşını saklamaya, kadın ise saklamamaya başladığı zaman yaşlanmıştır. (Peru)

- Ömrünün sonuna kadar eşeğe binmektense, bir yıl ata binmek yeğdir. (Hollanda)

- Üç taşınma bir yangına bedeldir. (Japonya)

- Nisan yağmuru Mayıs çiçeği getirir. (Kanada)

- Bir yalan ne kadar hızlı olursa olsun, hakikat onu yetişip geçer. (Kenya) - Yatağa yattığın zaman, problemlerini elbiselerinde bırak. (Hollanda)

- Büyük acılar sessizdir. (İtalya)

- Küçük üzüntüler konuşurlar, büyük dertler dilsizdir. (Nijerya)

- Birleşmek başlangıçtır, birliği sürdürmek gelişmedir; birlikte çalışmak başarıdır. (ABD)

- İdealler yıldızlar gibidir, onları tutmak mümkün olmaz, ama karanlık gecelerde yolumuza onlar rehberlik ederler. (Fransa)

- Yalan dört nala gider, gerçek adım adım yürür, fakat gene de vaktinde yetişir. (Norveç)

- Biri sizi bir kez aldatırsa suç onundur. İki kez aldatırsa suç sizindir. (Romanya)

- Bir şekilde doğar, fakat bin bir şekilde ölürüz. (Yugoslavya)

- Hak yenir ama hazmedilmez. (Yunanistan)

- Bir adam en çok sevgilisini, en iyi şekilde ailesini, en uzun da annesini sever. (İrlanda)

- İntikam soğuk yenen bir yemektir. (Fransa)

- Belli düşman gizli dosttan yeğdir. (Türkiye)



internetten alıntıdır. (nerden aldığımı hatırlamıyorum)